“Bazen tarih, silahla değil suskunlukla delinir. Ve o delikten sızan karanlık, nesiller boyu sürer.”

Zaman, bazı günlerde sadece akmaz…
Donar.
Kanı çeker, sesi boğar, göğüs kafesinde kara bir taş gibi yerleşir.
İzmit için 24 Haziran 1921 işte tam da böyle bir gündür

Yangın Öncesi Sessizlik


Anadolu’nun kalbi o yıllarda çoktan ateşe verilmiştir.
İzmir’den Antep’e, Yozgat’tan İzmit’e her şehir kendi sınavını veriyordur.
Ve İzmit…
Tarihiyle, limanıyla, çok dilli-kültürlü yapısıyla sadece stratejik değil; sembolik bir kenttir O.
Yunan işgali altındaki şehirde günler geçtikçe baskı artmış, Türk Ordusu yaklaştıkça, işgalcilerin panik ve vahşeti de büyümüştür.

Ve 24 Haziran sabahı…


Sokaklarda başlayan hareketlilik kısa sürede korkuya dönüşür.
Yunan askerleri çekilirken ardında yakılmış evler, harap edilmiş camiler ve kiliseler, öldürülmüş masun insanlar bırakır.
Kadın, erkek, çocuk fark etmeksizin yüzlerce insanlar ya katledilmiş ya da diri diri yakılmıştır.
Bazı kaynaklarda bu katliamın boyutu öyle betimlenir ki, "İzmit’in üzerini bir is tabakası kaplamış gibidir." yazar

Halide Edib’in Tanıklığı


Tüm bu olanlara tanıklık eden isimlerden biri Halide Edib Adıvar’dır.
Onun kaleminden okuduğumuz her cümle, kan kokan bir sayfaya dönüşür:


"İzmit yanıyordu. Ve biz hiçbir şey yapamıyorduk. Gözümüzün önünde bir şehir, canlı canlı yanıyordu."

Bu tanıklık sadece bir gözlem değil, insanlığın vicdanına düşen tarihi bir kayıt olmuştur.

Fatma Seher nam-ı diğer Kara Fatma: Sessizliğe Direnen Kadın


Ama o günlerde herkes susmuyordu.
İzmit’in bağrından çıkan Kara Fatma, işgal kuvvetlerine karşı verilen mücadelenin kadın cephesindeki simgelerinden biri oldu.
Erkek kılığında savaştı, cephede komuta etti, asker eğitti.
Ama onun savaşı yalnızca işgale karşı değildi; aynı zamanda kadının yok sayılışına, tarihin satır aralarına sıkıştırılmasına karşıydı.

Bugün hâlâ pek çok kişi onun adını bilmiyor.
Oysa Kara Fatma’nın hikâyesi, İzmit’in karanlığında yanan bir direniş meşalesi gibiydi.
Ve o meşale sönmedi.
? Onun hakkında daha fazla bilgi için başka bir yazımızı da okuyabilrisiniz: Milli Mücadelenin Kadın Kahramanları – Kara Fatma 

Sessizlikle Geçen Yıllar


Peki ya biz?
Bu şehirde yaşayan, bu topraklarda doğmuş ya da bu tarihle yolu kesişmiş bizler?
24 Haziran’ı ne kadar biliyoruz?
Kaç kişi “ İzmit Katliamı” dediğimizde ne olduğunu anlatabiliyor?
Ve neden bu gün, okullarda öğretilmeyen, sokaklarda anılmayan, tarih kitaplarında birkaç satırla geçiştirilen bir “karanlık” olarak kalıyor?

Belki de bu yüzden, sessizlik hâlâ devam ediyor.
Ama bu sessizlik artık bize ait değil.
Bizim sustuklarımız, çocuklarımızın geçmişi olacak.

28 Haziran’a Doğru: Küller Arasında Doğan Umut


Her karanlığın bir sabahı vardır.
İzmit için o sabah, dört gün sonra geldi: 28 Haziran 1921 – Kurtuluş Günü.
Ancak o sabah, 24 Haziran’ın acısını taşıyordu.
Yakılan evlerin enkazında, ağlayan annelerin kucağında, yaralıların sessizliğinde…

Bugün eğer 28 Haziran’ı kutluyorsak, önce 24 Haziran’ı hatırlamak zorundayız.
Çünkü zafer, yalnızca silahla değil; hafızayla da kazanılır.