“Bayram var ama çocuklarımız bayramı hakkıyla kutlayamıyor. Çünkü egemenlik duygusu, yerini giderek korkuya bırakıyor.”
Çelişkili Bir Bayram
23 Nisan… Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Dünyada çocuklara armağan edilen tek bayram. Ama bugün çocuklarımız gerçekten egemen mi? Bayraklar sallanıyor, marşlar söyleniyor, törenler yapılıyor. Artık eskisi gibi bayram tadında kutlanamasa da, kutlanmaya çalışılıyor demek daha doğru aslında.
Ve artık çocukların gözlerine baktığında başka bir gerçek görüyorsun: korku.
Çocuk korkuyorsa, egemenlikten söz etmek zorlaşır. Çünkü egemenlik sadece bir bayrak sallamakla, bir marş söylemekle olmaz. Egemenlik, çocuğun kendini güvende hissetmesiyle başlar. Çocuğun korkmadan konuşabilmesi, oyun oynayabilmesi, hayal kurabilmesiyle… Eğer çocuk korkuyorsa, o bayram eksik kalır.
Korku evde doğar, okulda büyür, sokakta görünür.
Evde Sessiz Çığlıklar
Aile, çocuğun ilk sığınağı. Ama sosyo kültürel uçurumlar, ekonomik baskılar, sevgisizlik ve şiddet, bazı çocuklar için evin güven duygusunu zedeleyebiliyor. Çocuk, anne babasının kavgasında sessizleşiyor. Çocuk, sevgisizliğin gölgesinde büyüyor.
Çocuk sustuğunda, bu sessizlik çoğu zaman toplumda da karşılık bulur. Çünkü çocuk evde sustuğunda, ileride toplumda da sesini kısmayı öğrenebilir. Kendi hakkını aramakta zorlanan, sesini yükseltmekten çekinen bir nesil oluşabilir. Evdeki sessizlik, zamanla toplumun geleceğinde yankı bulur.
Okulda Eşitsizliklerin Gölgesi
Okul, güvenli bir liman olması gerekirken, zaman zaman şiddet olayları, akran zorbalığı ve imkânsızlıklarla anılıyor. Eğitim imkânları arasındaki farklılıklar giderek daha görünür hale geliyor. Bir çocuk özel okulda üç dil öğrenirken, diğeri temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanabiliyor. Bu fark, çocukların özgüvenini derinden etkileyebiliyor.
Bayramı hakkıyla kutlamak için, önce çocukları hakkıyla yetiştirmek gerekir. Çünkü bayram bir semboldür, ama çocukların yetişme biçimi gerçektir. Eğitimde fırsat eşitliği zedelendiğinde, bayramın ruhu da aynı ölçüde zayıflar. Çocukların yeterince desteklenemediği bir ortamda, bayramlar zamanla sadece törenlerden ibaretmiş gibi hissedilebilir.
Sokakta Kaybolan Çocukluklar
Çocuk kaçırılmaları, istismar haberleri, güvenlik kaygısı taşıyan parklar… Bu görüntüler, çocukların oyun hakkının yer yer tehdit altında hissedilmesine neden oluyor. Kamusal alan, onların sesini özgürce yükselteceği bir yer olması gerekirken, bazı durumlarda korkuyla sessizleşilen bir alana dönüşebiliyor.
Egemenlik, çocukların güvenle gülümseyebildiği bir ortamda anlam kazanır. Çünkü bu sadece devletin değil, toplumun da ortak sorumluluğudur. Bir çocuk sokakta kendini güvende hissederek oynayabiliyorsa, işte o zaman egemenliğin ruhu daha görünür hale gelir. Çocuğun gülüşü, bir ülkenin en güçlü özgürlük göstergelerinden biridir.
Egemenlikten Korkuya
23 Nisan’ın ruhu, çocukların özgür ve eşit bir şekilde büyümesiydi. Bugün ise bazı çocukların korkuyla büyüdüğünü görmek insanı düşündürüyor. Çünkü onları her zaman yeterince destekleyemediğimiz anlar olabiliyor. Egemenlik bayramını kutlarken, çocukların bu duygusal ihtiyaçlarını zaman zaman gözden kaçırabiliyoruz.
Korkunun gölgesinde büyüyen bir çocuk, yarının özgür bireyi olmakta zorlanabilir. Çünkü korku, bir çocuğun dünyasında derin izler bıraktığında, o çocuk ileride kendi sesini duyurmakta zorlanabilir. Kendi gölgesini taşır, kendi sesini bastırır. Bizim görevimiz, çocuklara daha güvenli ve özgür hissedebilecekleri bir çocukluk sunabilmektir.
“Çocuk korktuğunda, kim duyuyor? Çocuk sustuğunda, kim fark ediyor? Çocuk güldüğünde, kim sahip çıkıyor?”
Çocukları Korumak, Egemenliği Korumaktır
Çocukları korkudan arındırmak, onların sesini yükseltmek, eşit eğitim ve güvenli yaşam sağlamak… İşte egemenliğin en güçlü anlamlarından biri de burada saklıdır. Bayramı hakkıyla kutlamak istiyorsak, önce çocuklarımızı hakkıyla yetiştirmeye çalışmalıyız. Çünkü korkunun gölgesinde büyüyen bir çocuk, yarının özgür bireyi olmakta zorlanabilir. Ama biz çocuklarımıza daha güvenli ve destekleyici bir ortam sunabilirsek, korku ne evde bu kadar derin hissedilir, ne okulda büyür, ne de sokakta görünür hale gelir.
Çocuk gülerse, ülke nefes alır. Çünkü bir ülkenin nefesi, çocukların kahkahasıdır. Çocuklar güldüğünde, toplum da umutla dolar. Çocukların gülüşünü korumak, egemenliği korumaktır.







