Kocaeli’nin kültürel vicdanı, Nikomedia’nın adanmış sesi, Bitinya’nın gönüllü elçisi… Numan Gülşah’ı anlatmak kolay değil. Bu yazı, onu tanıyan dostlarının cümlelerinden, şehir belleğinden ve sessiz emeklerinden örülmüş bir veda ve teşekkür metnidir.
Biliyorum yorgundu artık, hastaydı.. Ama O Numan Abiydi işte; adı mücadeleye direnmeye denkti.Kent kültürü denildiği zaman akla gelen ilk isimlerdendi.
Vefat haberini aldığım zaman hemen sevgili arkadaşım Dilek Alp ile bir şeyler yapmak istedik. Sevdikleri O'nun arkasından bir iki kelime bir şeyler bıraksındı. Birlikte organize olduk ve bir müddet dostlarının yazmasını bekledik.
Hala yazısını beklediğimiz bazı dostları var ama isimler bizde kalsın... Ne diyelim.. Canları sağ olsun.
Aşağıda dostlarının onlar için yazdıklarını bulacaksınız. Herkes nasıl bir kültür elçisi olduğundan bahsediyor. Nasıl azimli, nasıl özenli ve nasıl inatçı..
Evet keşke o inadı kitap yazmamak üstüne olmasaydı ya da bir belgeselini hazırlayabilseydik...
Olmadı
Yarım kaldı.
Onunla son röportajı yine kıymetli dostu Dilek Alp yaptı. Mutlaka okumanızı öneririm. (Röportaj burada)
Birazdan okuyacağınız satırlar O'nun nasıl bir kültür elçisi olduğunu anlatıyor, hem de dostlarının dilinden. Ama ben O'nu o beyefendi duruşundan, kıyafetinden, hal dilinden bahsederek kendisini yad etmek istiyorum.
Gözleri konuşurken ışık saçan, karşındaki insanın yaşına ya da rollerine bakmaksızın bıkmadan usanmadan değerlerini anlatan... Bir proje ile gelindiği zaman hemen "nasıl fayda verebilirim" diye heyecanlanan bir güzel insan...
Duruşu ile beyefendi, sözleri ile hiciv yapmayı bilen ancak sürekli üretmek, öğretmek fark ettirmek isteyenNicomedia'nın kültür elçisi...
--
Seni uğurlarken İzmit çok sıcaktı. Belki kentin yarısı belki yarısından fazlası boştu. Ama cenaze törenin çok kalabalıktı ve herkes seni çok güzel andı. Sağlığında anmayanlar bile.. .
Değerli dostum, yoldaşım, 2006’dan bu yana birlikte nice projeye omuz verdiğimiz Numan Gülşah’ı sonsuzluğa uğurluyoruz.
Numan Bey sadece bir kent aktivisti ya da proje ortağı değildi. O, düşünceleri, ilkeleri ve hayat duruşuyla bu kente ruhunu katmış bir insandı. Kendisine dostları arasında sevgiyle “Bitinya Valisi” denirdi. Çünkü sadece İzmit’in sokaklarını değil, tarihini, kimliğini ve geleceğini de avuçlarının içi gibi bilirdi. Kentin belleği, vicdanı ve direnci gibiydi.
Dürüstlüğü, devrimci kişiliği, insana olan inancı ve bitmeyen enerjisiyle hepimize ilham oldu. Hayatı boyunca hiçbir kolay yolu seçmedi; her zaman hakikatin, adaletin ve iyiliğin peşinden yürüdü.
Bugün onu kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyorum. Ama biliyorum ki, onun hatırası, birlikte kurduğumuz hayaller ve kent için attığı her adım hep bizimle olacak.
Bu şehir onu unutmayacak. Ben asla unutmayacağım.
Hoşça kal “Bitinya Valisi”… İyi ki vardın. İyi ki kadim dostum oldun.
Uluslararası Özkan Mert Onur Ödülleri Komitesi olarak, İzmit’in ve ülkemizin önemli değerlerinden biri olan Numan Gülşah’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Numan Gülşah, kent kültürüne, toplumsal hafızaya ve kamusal sorumluluğa duyduğu derin bağlılıkla tanınan bir isimdi. Dürüstlüğü, vicdanlı yaklaşımı ve bitmeyen üretkenliği ile hem yerel yönetimlerde hem de sivil toplum alanında örnek bir duruş sergiledi.
Ona dostları “Bitinya Valisi” diyordu. Bu unvan, sadece bir lakap değil; aynı zamanda onun İzmit’e olan sevgisinin, bilgisinin ve adanmışlığının bir ifadesiydi. Tarihiyle, insanıyla, sokaklarıyla bütünleşmiş bir kent aşığıydı.
Numan Gülşah, yalnızca yaşadığı şehre değil; birlikte yaşamanın onuruna, dayanışmaya, ortak akla inanan biriydi. Hayatını adadığı bu ilkeler, bizim için de ilham vericidir.
Komite olarak, Numan Gülşah’ın anısını saygıyla selamlıyor; geride bıraktığı izlerin yeni kuşaklara yol göstereceğine inanıyoruz.
Ailesine, dostlarına, yol arkadaşlarına ve İzmit halkına başsağlığı diliyoruz.
Hayatımda çocukluğundan beri mutlak tanımak istediğim insanlar oldu. Bunların arasında devrimciler, sanatçılar, şairler var. Bunların en başında M.Kemal gelir. Ah! Neden M.Kemal’in döneminde yaşamadım. Yaşasaydım M.Kemal ile Anadolu'ya geçer kurtuluş savaşına katılırdım... Ya da Arthur Rimbaud ile ünlü şiiri “Sarhoş gemiyi” nasıl yazdığını tartışmak isterdim. Van Gogh ve Gogen'in yanında durup fırça darbelerini izlemek, Che ve Castro ile Sierra Nevada dağlarında Küba devrimi için savaşmak... Görünmez bir adam olup Vahşi batıda yaşamak... Yüzyıl sonrasının gezegenlerine ışınlanmak. Brodsky'i, Nazım'ı tanımak... Orhan Veli'yi tanımak. Orhan Veli ile "İstanbul'u dinlemek. Bunların hiç biri olmadı ama bir kültür, bilgi nezaket ve direnç abidesi olan Numan Gülşah'ı tanımak mutluluğunu yaşadım.
40 yıllık dostluğumuz boyunca yurt içinde ve dışında yüzlerce proje ürettik ve hayata geçirdik. Nicomedia hoşgörü projesi içinde "Özgürlük ve Demokrasi sembolü olarak 9 yıldır gerçekleştirilen Uluslararası Özkan Mert Onur Ödülleri de Numan Gülşah'ın bir projesiydi. Evet! Yukarıda saydığım insanları tanıyamadım ama Numan Gülşah gibi dev adamı tanıdım. Sizin böyle büyük bir dostunuz oldu mu bilmem. Ama benim oldu. ADI: NUMAN GÜLŞAH
Sevgili dostum Numan Gülşah ile bir dönem başkanlığını yaptığım KYÖD – Kocaeli Yüksek Öğrenim derneğinde tanışmıştım. Daha sonra yönetim kuruluma karşı listeden girmişti. İnanılmaz heyecanlı ve tez bir kişiliği vardı. Yönetime hemen uyum sağlamış ve görevleri büyük bir başarı ile yapar olmuştu. Tek kişilik bir ordu gibiydi. Çok iyi bir hafızası ve münazara becerisi vardı.
Benim kent tarihi üzerine çalışmalarımı iyi bildiğinden her şeyi öğrenmek ve destek olmak isterdi. Çukurbağ mahallesindeki aile evlerinin deprem sonrası yıkıntılar arasından Roma dönemi kültürel mirasa denk gelinmesi üzerine hemen bana haber vermiş ve alana vardığımızda yıkıntılar arasında mimari parçaları eşeleyen çocukları kovmuş ve müzeye haber vermiştik. O kalıntılar bugün arkeoloji dünyasında çalkantılar yaratıyor. Türkiye müzelerinin en gözde eserlerinden.
Daldan dala atlıyordu. Macar Kralı İmra Tökeli’nin hikâyesini anlatarak yönledirdiğim Ertunç Baykal Macar Şovalyesi ünvanını alırken yanında hep Numan Gülşah vardı. Yine İzmit'in dünya tarihindeki ilk Hoşgörü Fermanı’nın yayınlandığı kent olduğunu öğrendiğinde bunun bilinir kılmak için büyük katkı verdi. Keza batı dünyasında çok bilinen Santa Barbara efsanesini İzmit’te geçtiğini duyurmak ve bunu kent ekonomisine kazandırmak yolunda kararlı bir duruş sergiledi.
Heyecanlı ve dinlenme bilmez karakteri nedeniyle hep önde oldu ama hızı nedeniyle bazen arkasında kimsenin kalmadığının farkına geç vardı. Derneklerde, kooperatiflerde yer aldı, başkanlıklar yaptı. Hatta Çukurbağ’daki aile evini uzun bir süre STK’lara tahsis etti. O bir Kent Don Kişot’u idi.
Son birkaç yıldır karaciğer yetmezliği çekiyordu. Ama lügatinde durmak yoktu. Nihayet bu sene artık yazlık evinde dinlemeye çekileceğini söylemeye başlamıştı. Kısmet değilmiş. Bithynia Valimiz erkenden aramızdan ayrıldı ama arkasında hep güzel anılar, güzel dostluklar ve onurlu bir ad bıraktı. Huzur içinde uyusun.
Eski İzmit Evlerini Yapma ve Yaşatma Derneği, Kandıra ( keten) bezi, Galerius Fermanı, Santa Barbara, Nicomedia, Çandı Evleri, 1 Mart Vapur Faciası, Özkan Mert Onur Ödülleri, İasos, Etik kuralları, dava insanı, Mitoloji, Bithinya Valisi. Başlıca bunlar geliyor aklıma ama bir bu kadar daha unuttuklarım ve bilmediklerim.
O hayallerini anlatmakla yetinen birisi değil, bunları gerçekleştirmeyi başarmış ve bunlarla örnek olan bir insandı. Dolu dolu yaşayan bir Numan Gülşah. Mekânın Cennet Olsun.
Benim için Numan Gülşah’ı anlamak Ne denli kolay ise anlatmak o denli zor. Numan'la aramızda 4 yaş fark olmasına karşın 70 yılı aşkın yaşamımızın neredeyse 55-60 yılı ortaklaştığımız bir süreci kapsıyor. Elbette ortaklaşma olanağımız olmayan alanlar ve zamanlar oldu. Ancak ortaklaştığımız alan ve zaman yaşamımızın ağırlıklı bölümüydü. Çok özel, çok kıymetli süreçlerde beraber olma şansımız, fırsatımız oldu Numan'la. O'nu iyi tanıdığımı düşünüyorum.
O'nun la çoğunlukla iyi anlaşıyorduk. Pek çok alanda ve oldukça uzun sürelerde birlikte yol almamıza, kırgınlık düzeyinde bir ayrışma hiç yaşamamamıza karşın ele avuca sığmaz tutum ve davranışları nedeni ile O'na yetişmekte, ayak uydurmakta yaşamımız boyunca son derece zorlandığımızı daima hatırlayacağım.
Son derece özgür ve zaman zaman birçok süreci planlamakta ve uygulamakta zorlandığımız bağımsız yaşam anlayışı ve çizgisiyle son derece özgün bir kimlikti Numan GÜLŞAH.
Bir yandan kentin kimliğini ortaya çıkarmak ve bu kimliğin toplumsallaşması için inanılmaz bir inat ve dirençle uğraş verirken, diğer yandan Kentin güncel yaşamına müdahil olma, kentsel yaşam standartlarının iyileştirilmesi temelinde yürütmeye çalıştığımız hemen tüm alanlara katkı sunmaktan, bazen önderlik düzeyinde müdahil olmaktan asla geri durmadı.
Son derece pragmatik ve inatçı kişiliği ile inandığı konularda son derece atak ve tavizsiz tavır ve davranışlarıyla kentin sosyal yaşamında daima hissedilir, görünür bir cesur bireydi O.
"Bitinya Valisi" tanımı onun kişiliği ve çabalarıyla son derece uyumlu bir tanımdır. Çok sayıda sivil toplum kuruluşunun kurucusu ve kesintisiz çalışma süreçlerinde çeşitli sorumluluklar da ortaklaştık, birlikte yol aldık.
İzeyap, İzlider, Kyod, İzmit Kent Kurultayı, Türk-Macar Dostluk Derneği, çevre ve demokrasi temalı çok sayıda oluşum ve mücadele süreçlerinde yoldaşlık yaptık. Kendisini “Dünyalı” olarak tanımlamasına karşın, yaşadığı kentin dünü, bugünü ve yarınına ilişkin sorumluluk almaktan çekinmeksizin odaklanan bir kentli yurttaşla yarım yüzyılı aşan kesintisiz yol arkadaşı olmaktan onur duyuyorum.
En olumsuz yanı nedir diye sorarsanız cevabım çok açık. Yazmıyordu. Defalarca uyarmamıza, talep etmemize karşın anlatıyor, konuşuyor, koşturuyor, hiç üşenmeden büyük bir alçak gönüllülük her şeye el atıyor ancak yazmıyordu. Ne yaptıysak Ona yazdırmayı beceremedik. Hâlbuki geleceğe taşınması gereken çok kıymetli anıları ve ilişkileri vardı. Birçoğunda ortaklaşıyorduk. Ancak maalesef önemli bir boyutta anı, bilgi onunla birlikte yok olma riskiyle karşı karşıya.
O, biz yol arkadaşlarına, dostlarına, sahip olduğu bilgi ve anıların yitirilmesini asgari düzeyde milimize etme ve geleceğe taşıma görev ve sorumluluğu gibi bir büyük sorumluluğu kucağımıza bırakarak aramızdan ayrıldı. Umarım yol arkadaşlarımız ve dostlarımızla birlikte bu ağır sorumluluğun üstesinden gelmeyi başarırız.
Daha önce yitirdiğimiz değerli dost ve yol arkadaşlarımız gibi Numan Gülşah’ı da yitirerek yaşama devam ediyor olmak hem onurlu, hem de zor olacak biliyorum. Numan GÜLŞAH, ortaklaştığımız anılarla ve biriktirdiklerimizle birlikte yaşayacak.
Numan Gülşah, çocuksu heyecanını her yaşında korumayı bilmiş ve bu heyecanı çevresine yaymayı temel insanlık görevi saymış bir kişiydi. Onu tanıdığımdan bu yana inandığı şeyi anlatmak istediği kişiye bu çocuksu heyecanla aktarmakta mahirdi.
Onu ebediyete uğurlasak da bizlerin zihninde ve belleğinde o çocuksu heyecanı yaşamaya devam edecek. Sen tanıdığın insanların zihninde hep o güleç ve heyecanlı hallerinle yaşayacaksın Numan ağabey.
Değerli arkadaşımız, Sevgi insanı, arkadaşlık anıtı, İzmit’in yılmaz savaşçısı, tarih, kültür, çevre, turizm, kent tanıtımcısı Numan Gülşah...
Yaşamını İzmit’in ve Türkiye’nin Tarihine, Kültürüne, Doğasına, Çevresine, Yerel ve Uluslararası Müziğine, Folkloruna, Yerel ve Uluslararası Alanda Tanınmasına, Güzel İnsan İlişkileri kurulmasına, arkadaşlığa, dayanışmaya, sevginin ve arkadaşlığın bağlılığına adamış bir kişi…
Enerjisi ve inancı eksilmeyen kişi..
Seni tanıdığıma ve arkadaşın olduğuma çok mutluyum..
İzmit için birlikte çok çabamız, girişimimiz, savaşımız oldu…
Seninle birlikte yüce kişiler rahmetli Atilla Çetin, Ertunç Baykal, Nezih Uzel ve Ufuk Bağan’ı da anarım. Adları ve Solukları yücelsin…
Tanrı esirgesin ve bağışlasın. Sonsuz döngüde olsun.
Dilediğimiz ve Yakardığımız gibi olsun…
Kalıcı olan, yalnızca, her şeyin yaratıcısı Tanrı’dır.
Ahhh Numan Bey, çok üzgünüm, çok dost çok kıymetli çok özel bir beyefendiyi kaybetmiş olmaktan çok üzgünüm, huzur içinde uyusun, Ruhu şad olsun. Tüm sevenlerine dostlarına sabır diliyorum. Allah rahmet eylesin.
Her güne kötü başlar olduk. Gülen bir yüz görmek hayal oldu. Ne zaman yolda karşılaşsam iyi hissederdim kendimi. Ben de uzun boyluyum ama onun iri cüssesiyle yanımda bitivermesi kendimi iyi hissettirirdi. Koca şehirde yalnız olmadığımı hisseder, içimizdeki kelimeleri çarpıştırır yolüstü, kargalara yem ederdik. Her şeyin küle dönüştüğü yaşamımızda renkli bir kişilikti. Yaşadığı yeri sahiplenen- talan edenlere diklenen- koca yüreğiyle güzellikleri kucaklayan, gövdesini kötülüklere siper eden yılmaz bir savaşçıydı Numan Ağbi. Her şeyin ve herkesin birbirine benzetilmeye çalışıldığı bu zamana hep direnen ama direnirken gülen, umut veren “bambaşka “ insandı. Yeni bir insan tanımı yapılacaksa tam orada duran, nerden bakarsak bakalım varlığıyla ışık veren bir kaynak olarak kalacaktır Numan Abi… Bu dünyadan bir Numan Abi koşarak coşarak geldi geçti. İyi ki çarpıştık. Işıklarda yatsın.
Numan Bey’i ilk kez Özkan Mert ile beni, 2013 yılı yazında Kıyıkışlacık’ta ki yazlığına davet ettiği zaman tanıdım. Bu ev onun çok değişik bitkiler, heykeller, taşlar ve çömleklerle donattığı çok sevdiği “Cennet’iydi”.
Daha sonraki yıllar neredeyse her yaz ya Numan Bey, bizim Gümüşlük ’teki büyük bir mandalina bahçesi içindeki taş köy evimize gelir ya da biz onun “Cennet’ine” giderdik.
Ve daha sonra yurtdışı gezilerimiz ve etkinliklerimiz (Macaristan Avusturya-Viyana(eski bir Roma şehri; Carnuntum) vb başladı. Macaristan gezimizde ziyaret ettiğimiz tarihi bir alanda Türk ve Macar dostluğu adına ağaç dikmemi rica etmişti ve şimdi o ağaç, 11 yaşında!
Fakat bence en heyecanlısı Numan Bey’in arabasıyla yaptığımız Bodrum’dan Nemrut’a büyük Akdeniz turuydu.
Evinin altından Roma Sarayı çıkan Numan Bey’in Nicomedia ve Santa Barbara tarihi ile ilgili anlattıkları ve Özkan Mert ile her konuda yaptıkları uzun tartışmaları dinlemek ve ortaya çıkardıkları projelere ortak olmak benim için çok öğretici ve büyük bir mutluluktu.
Kıyıkışlacık’taki evinin duvarları Özkan Mert’in el yazısıyla yazılmış şiirleriyle kaplıydı ve evinin içi Özkan Mert’ in kitapları, şapkaları, gömlekleri ve hatta aldığı ödüllerin plaketleriyle doluydu.
Numan Gülşah hakkında anlatılacak o kadar çok şey var ki ne yazsam azdır. Ama benim için Numan Gülşah eşsiz bir dost, abi, bir yol gösterici ve her zaman doğrudan ve güzellikten yana eylem koyan gerçek bir devrimciydi. Herkesin sustuğu anda konuşan direnç sembolüydü. Tüm bunların ötesinde bir birey olarak davranışlarıyla nezaket, bilgi ve sevgi abidesiydi.
Seni hiç unutmayacağım Numan abi! Hep özleyeceğim.
Ata dostu derdik birbirimize, Babam Reşat Sakarya, Numan beyin dedelerini bilirmiş. Uzuuuuuun boyuna da inat ”Parmak Çocuk” derdi Numan beye. Sohbet bir başlardı tabi, Nikomedya… Surlar, Kaleler, Saraylar, heykeller… Ben ve eşim sessizce dinlerdik o büyülü, akıl almaz hikâyeleri. Araya girebilirsem sorardım, Numan bey nasıl aklın da tutabiliyorsun bunca ismi? Onlar benim ailem gibi, Anlatmıyorum ki, yaşıyorum her birini derdi.
Evinin lokasyonu, Sarayın girişi. Profilinin birebir benzeştiği heykeller, sohbeti çok eğlenceli kılar, evlerimize zor dönerdik. İlk Sanatçı Alpay projesini “Yaşam Devam Ediyor” Adıyla, Süleyman Demirel Kültür Merkezinde yaptık. Çok ses getirdi. Kız Meslek Lisesi Koruma Derneği çatısında hazırlandık. Bir gün yürüyüş yolunda önüm de duruverdi. ”Hoşgörünün resmini yapar mısın? diye sordu. ”Hoşgörü denilince aklıma sen geldin” dedi. Fuar için de Üç Din görevlisi inançlarını anlatırken, ben canlı performans, hislenip ağlayarak hoşgörüyü anlattım. Ödülümü aldım. Yine durmadı, Bu Kez Şair Özkan Mert’in şiirlerinin resimlerini yapar mısın? dedi. Mimarlar odasında “Savaşlar olmasın” tablosu ve şiirlerin yorumlarıyla gene başarılı bir projeye imza attık. Ardından 41 Dilde şarkılar söyleyerek konserler verdik.
Sonra, hastane süreçleri başladı. Kitap yazmasını söyledi arkadaşları ve ben, ama artık enerjisi kalmamıştı. Hastalığı boyunca bir kez bile güler yüzünü esirgemedi arkadaşlarından. Bir kez şikâyet etmedi zorluklardan. Yürüyüş yolundan Fevziye Camiine giderken önüme bir yaprak düştü. Eğilip aldım, avluda dostlarını bekleyen arkadaşımızın örtüsüne, yaprağı koyduk. Sessizce mesajını vermişti İzmit’in ulu ağaçları. Bilge yapraklarından birinin daha ölümsüzlüğe yürüdüğünü, ”Mekânı cennet olsunlar"a karıştığını…
“Ölüm hep acıdır, ama asıl yakıcı olan, ardında ne bıraktığıdır.” Yaşına rağmen, cesur, dinamik, hayat dolu bir insanı düşündüğümde hep Numan Abi gelir aklıma. Tanıyan herkes bilir; onunla bir kere sohbet etmek bile insana moral, fikir, ışık getirirdi. En başta haksızlığa sessiz kalmaz, öyle zamanlarda konuşurdu ki, sesi bir vicdan gibi yankılanırdı.
Doğrulardan yana olmak onun doğasıydı.
Numan Abi, gülümsemesiyle ortama neşe, sözleriyle samimiyet getirirdi. Her fikre heyecanla yaklaşır, her etkinlikte yüzünde o tanıdık gülümsemesiyle belirirdi. Sadece bilgili değil, bilgiyi yaşatan biriydi. Bilgiliydi, ama daha önemlisi kalbi çok büyüktü.
Yaklaşık 35 yıldır tanıdığım, tüm olumsuzluklara, imkânsızlıklara, yetkililer, etkililerce desteklenmeyen, engellenen ve tüm bu olumsuzluklara rağmen inandığı Nikomedya Tanıtım, Anlatım Mücadelesinde doğru bildiğinden taviz vermeden, kızsa da öfkesini belli etmeyen...
Güler yüzüyle mücadelesini kibar, İzmit Beyefendiliği ile daima doğru bildiklerini çekinmeden ve arkadan konuştuğunu muhatabının yüzüne rahatlıkla söyleyen... Söylediğinin arkasında duran..
Yağcılık ve yalancılıkla işi olmayan kıymetli ağabeyim...
İzmit'in nasıl bir değer kaybettiği, geç de olsa: zamanla anlaşılacak. Boyu kadar yüreği olan DOST İNSAN. Mekânın CENNET Olsun.
İzmit önemli bir evlâdını kaybetti. Ailesine, Dostlarına, Akrabalarına, Sevenlerine, Sevdiklerine, Nikomedya Sevenlere Sabırlar Niyaz ediyorum.
Ama gazeteci, İzmitli, Çukurbağ'lı olarak benim yazacaklarım farkı olmalı. Evet Numan ağabeyi çocukluğumdan beri tanırım.
Protestan Kilisesi'ne evini bağışlayacak adar cömert, pehlivan torunu dev bir adam. Ama yüreği çocuk gibi ,duyguları 18'lik genç gibi...
Son ana kadar heyecanla yaşayan Numan ağabey, yaklaşık 3 ay önce kanser teşhisi konularak tedaviye alınırken, feleğin acı sillesini ben ondan önce yedim. Umuttepe'de tedavi için sıramı beklerken. doktor bey benim yanımda profesörle konuştu ve "Numan Gülşah diye biri var, kanser tehisi koydum hocam" dedi. "İlahi tesadüf mü dersiniz, üç harfliler mi iletti?" dersiniz, ne derseniz deyin. Ama benim, onun hastalığını kendisinden önce öğrenmiş olmam, acı bir tesadüftür Ama şaşırmadım.
Gazetede yazılarımı bırakmam ve sonra da işi bırakmamla yakın ilgisi var. Ama feda olsun. Haberi bile olmadı rahmetlinin. Böyle büyük bir insanı tanıdığım ve O'nun dostu olanların cenazede bulunmamasının nasıl bir hainlik belgesi olduğunu bir kez daha görmenin onurunu yaşadım. Omurgasız insanların orada olmaması beni mutlu etti. Cenazesi kirlenmedi.
Çukurbağlıların babası öldü.
Dünyanın en demokrat yıldızlarından biri kaydı. Son bir yılda saatlerce sohbet ettiğim ve Park Cafe'de son anına kadar yanında olmakla gurur duyduğum Numan ağabey, gökyüzünden acı acı ve zekice gülümsüyor şimdi. Benim Çukurbağlılığım ondan onaylıdır. Yine bu hainliklere şaşırmadım neden mi: Konfüçyüs ne demiş: Tesadüflere şaşırmadığınız zaman olgunlaşırsınız... Sanatçının tanınmadığı bu kentte, kendini şair ilan eden ve hırsızlık yapan sanatçı bozuntusu eşek oğlu eşeklerin orada olmaması beni mutlu etti.
O bizim Bitinya Vali'mizdi, adını yaşatacağız | Aydın Sigalı
Şehrimizin tanınmış simalarından, İzmit'imizin değerli hazinesi, değerli büyüğümüz; hepimizin ağabeyi Numan Gülşah'ı kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. O kendisini Bitinya valisi olarak tanıtırdı, haklıydı da... Nicomedia yani İzmit'in tarihini ve kültür hazinelerini ve Nicomedia'ya ait tüm sırları gün yüzüne çıkaran ve bizlere tanıtan, İzmit tarihi ile de sevdiren çok kıymetli bir ağabeyimizdi...
Yakınlarına, ailesine başsağlığı dileklerimizle..
Allah rahmet eylesin, seni çok seviyoruz güzel insan
Numan abinin vefatı çok acı geldi bana. Bizim dostluğumuz sadece sosyal yaşam üzerine kurulu bir arkadaşlık değildi. Aynı mahallede doğup büyüdüğümüz için bize hep abilik yaptı. Sonradan sosyal yaşam içerisinde rollerimiz gereği birbirimize başkanlık, yöneticilik, yol arkadaşlığı yaptık. Uzun ve uluslararası seyahatlere çıktık. Bizim yol arkadaşlığımız güven ve samimiyete dayalıydı.
Sosyal yaşamda açtığı yollar, O'nu kaybetmenin acısını belki bir miktar hafifletebilir. Ama bir daha böyle bir kültür elçisi gelir mi bilmiyorum. Dilerim ki yarım kalan projelerini bizler hayata geçirebiliriz. Ne kadar başarılı olabiliriz bilmiyorum ama her nereye gidersek, hangi alanda bir şeyler yapmaya çalışırsak muhakkak izini, emeğini, işaretini göreceğiz. Bu söylediklerim kentin sosyal yaşamında irili ufaklı rolü olmuş tüm dostlarımız için geçerli.
Gerçekten yaramız, acımız büyük. Kentimizin başı sağ olsun.
O mülayim olduğu kadar davasında da son derece mücadeleci bir insandı. Hepimize rol model oldu. Ekip çalışması ve ekip insanı olmak ne demektir herkese gösterdi. Hep verdi hiç almadı. En büyük şahitlerinden biri benim. 60 senedir tanıdığım bu güzel insanın sadece bu kent ile ilgili değil, uluslararası düzeydeki ilişkilerini de biliyorum. O bu kentin canlı tarihiydi.
Bu kentte ne kadar güzel işler varsa, altında mutlaka imzası olan bir abimizdi.