Sen bu satırları okur musun bilmiyorum ama yine de yazmak istiyorum. Sen burada yokken ben çok değiştim. Artık eski ben değilim. Sen gittin gideli kendimi mutsuz hissediyorum. Bu satırları yazmak benim için ne kadar zor bir bilsen...
Olsun, yine de denemek istiyorum senin için bir şeyler yazmayı. Bana her zaman yazmamı söyleyen sen olmuştun ama benim çekincelerim vardı. Bunları sana söyleyememiştim. Kendimi ifade etmeyi hiçbir zaman beceremem; bunu en iyi sen bilirsin. Şu an bile bunları yazarken zorlanıyorum. İnsanın içinden geçenleri yazıya dökmesi ne zor...
Oysa ki sen bu konuda her zaman iyi olmuştun. Yazdığın yazılarda her kelimeyi özenle seçip en vurucu cümleleri ortaya çıkarıyordun. Seninle ilgili en büyük hayranlığım her zaman bu olmuştu.
İçinde bitmez, tükenmez yazma aşkı beni tekrar tekrar sana hayran bırakıyordu. Zeki ve entelektüel oluşun sapyoseksüel olarak beni sana çekiyordu. Sen her zaman özel biri oldun.
Şimdiye kadar yazdıklarımı okuyunca şaşırıyorum. Aslında kendimi ifade edebiliyormuşum. Keşke bunları sen gitmeden öyle söyleseydim ya da yazsaydım.
Sahi neden gittin bunu bana hiçbir zaman açıklamadın. Aradan geçen onca zamanda senden hiç haber alamadım. Olsun ben seni her zaman iyi bileceğim.
Senin tekrar bir yerlerde görünce kalbim yine hızlanacak, yüzümde gülümseme olacak. Sen konuşmasan da olur. Seni görmek bile, beni mutlu edecek bundan eminim.
Belki seni görmek için rotamı bundan sonra senin gittiğin güzergah üzerine çizerim. Tesadüfi bir karşılaşma olur; merhabalaşırız. Sence de güzel olmaz mı?
Çok konuştuğum zaman; geveze papağan diye takılırdın bana, şu anda da çok konuştum dimi? Olsun ilk kez kendimi ifade ediyorum. Bir daha ne zaman tekrar bir şeyler yazarım bilmiyorum. Senin için bunu denemek güzeldi. Okur musun bilmiyorum ama sen benim için her zaman hayatın anlamışın...







