İncinme…

incinme gibi mesaj içerikli kelimeler, sizin de karşınıza çıkıyor mu? Yoksa bu bir işaret mi? ?Kelime ahenginde, zatı şahanelerini konuk ediyoruz bugün


5 dakika

Aslında daha ilk bakışta, biraz dramatik ya da fazla fazla melankolik bir kelime gibi görünebilir. Hatta yazının içeriğinin bile depresif olduğunu düşündürebilir. Ama hiç öyle değil, emin olun.

Kelimelerin ahengi ile ilgili olan tarifsiz keyfim hiç dinmeyecek sanırım.

Yaş aldıkça ve yazı yazmaya daha fazla zaman ayırdıkça, kelimeler bambaşka hallerde karşıma çıkmaya başladılar. Bugün de tam yedi yıl önceden, satır aralarından gelen incinme ile sohbet ediyorum.

Yedi yıl önceden gelen mesaj; incinme

Teknolojinin en sevdiğim nimetlerinden biri de; anılar arşivi. Geçen sene bugünden başlayıp, elinizde ne kadar görsel varsa, tam da tarihlerinde karşınıza çıkarıyor.

Pek çok kitap sever gibi, benim de kitaplarım çok kıymetlidir. Çünkü altını çize çize okumayı severim ben, kenarlarına not almayı, hikayesine ortak olmayı. Artık onlarla ortak bir hikayemiz vardır. Dolayısıyla Onlar sadece kütüphanede “okunmuş bir kitap” değildir artık. Zaman zaman satırlarına tekrar dokunduğum, kokusunu, anısını, içeriğini tekrar tekrar yaşattığım bir yol arkadaşı olur kendileri. Beraber büyüdüğüm.

Birisi kütüphaneme el sürdüğünde kibarca; “ilgini çeken varsa, aynısından sana da alayım” derim. Emanet vermeye gönlüm hiç razı olmaz. Benim verdiğim kıymeti vermeyeceklerini bilirim. Bir kenar köşede “okurum” diye bekletileceğini ve de hatta unutulup ya da kaybolup geri gelmeyeceğini… Böyle yitip giden, emanetçileri tarafından değer görmeyen ne kıymetli kitaplarım yok oldu. (Bir şekilde kitaplarımdan almış ve geri getirmeyen herkese özenle iade talebi duyurulur)

Sanırım bu konuda çok incinmiş olduğumdan ?️konunun aslına bir türlü gelemedim. ?

Yedi yıl önce, tam da bugün Terapistin Sufi Olursa adlı kitabın altını çizmişim. Ve muhtemel oda kaybolmasın diye fotoğrafını da çekmişim. Artık ne kadar sıkıntıdaysam ilaç gibi gelmiş kelimeler.

“İncitmekten maksat haksız yere gönül kırmaktır. Yoksa herkese, herkesin gönlünce davranmak değildir”

İncitmeme eyleminde öznesindir, incinmeme de ise nesne. Nesne durumunda iken bile, özne duruşunu sergileyebilmek yüksek bir olgunluk gerektirir.

İncinmemek zordur; çünkü ortalık nezaketsizlikleriyle, duyarsızlıklarıyla, vicdansızlıklarıyla, küstahlıklarıyla incitici davranan insanlarla dolu. İncinmemek demek; gönül gücünüzü, moral ve motivasyonunuzu nezaketsizlere, duyarsızlara, vicdansızlara, küstahlara emanet etmemektir. “

Peki gerçek hayatta incinme?

Burkulmayla kardeş sayılıyor incinme. Aslında ikisi de bir yaralanmanın adı.Yaralanma!

Hücreler arası boşlukları dolduran Bağ doku gerildiğinde ya da yırtıldığında burkulma meydana gelmektedir. İncinmeler ise genelliklekas veya kasları kemiğe bağlayan sert lifler olan tendonun yaralanmasıdır. 1

Şiddetine göre, kendi kendine geçen de oluyor, ameliyat gerektirecek kadar zarar görmüş olan da. Ama en kaba tabiri ile; incinen bölge hareket etmekte zorlanıyor. Kimi zaman düşme, kimi zaman ters davranış ya da aşırı zorlama sebebiyle gerçekleşebiliyor.

Duygusal olan incinme ile ne kadar da benziyor değil mi?

Ani, aşırı ya da ters bir davranış sonucu, zorlanma. Ve sonuç olarak yaralanarak hareketlerimizin kısıtlı hale gelmesi. Üstelik verdiği acı ve rahatsızlık da cabası. Sonuç; incinme.

Haksız yere gönül kırmak

Aynen o şekilde tarif etmiş kitapta yazar; incitmekten maksat haksız yere gönül kırmaktır.

Tabi incinmemek olduğu kadar, incitmemek de var işin ucunda;

Ne gereği var değil mi? Hayat zaten yeterince zor ve sıkıntılarla dolu değil mi? Böyle ben-cil, küstah, duyarsız davranmak neden? Karşıdaki insanın gönlünün kırıldığı, O’na ne kadar da ayıp olduğu ne zaman umurumuzda olacak?

Gönül kırgınlığı… Kendimize bile itiraf edemesek de, önemsemiyormuş gibi gözüksek de “hareketlerimizi, motivasyonumuzu ve gücümüzü kırıyor”

O zaman koruma kalkanımızı devreye alıp, yeni kırgınlıklara izin vermemeye, ve de var olan incinme yaralarını bir an önce tamir etmeye acilen emek harcamamız gerekiyor.

Peki, İncinme ne kadar sürede iyileşir!

Biz ne zaman yaraları sarıp, ayağa kalkmaya başlarsak! Bedenimize nasıl dikkat ediyorsak, kalbimize de aynı iyileşme süresini ve tedavisini yapmaya başladığımızda… Biraz istirahat, çok fazla zorlamadan kaçınma ve de korumaya alma…

Tıpkı Mihriban Türküsünün yazarı, her daim muhalefet Abdurrahim Karakoç’un dizelerinde de söylediği gibi;

"...Gölgesinde otur amma, yaprak senden incinmesin.Temizlen de gir mezara, toprak senden incinmesin......İl göçsün göçtüğün vakit, yol yansın geçtiğin vakitSuyundan içtiğin vakit, Kaynak senden incinmesin."
Sözün Sonu;

İncinme fiziksel olduğu kadar duygusal bir acı, önem verme duyarsızlara

Hayat zaten bu kadar zor ve kısayken, daha da yaralama kendini İncinme,

Zor, haksız, gönlün kırık, bil ki, kimse kırdığı yerden incinmeden bitmeyecek

Bırak yapan kendi defterini karalasın, sen sen ol, kendine iyi bak; incitme; incinme,

?