Bu yazıyı okurken, bir an dur ve etrafına bak.

Bir kafede oturuyorsun diyelim. Camın hemen yanında, bir kadın elinde kahveyle hızla geçiyor. Belki işe yetişmeye çalışıyor, belki de gözlerinin içine bakıp gülümsediğinde “her şey yolunda” diyebileceğin, ama aslında içinde fırtınalar kopan biri… İşte, biz tam o anın içindeyiz. Kadın hakları konuşulurken, istatistikler ve politikalar çok şey anlatır, ama bazen sadece bir kadının yüzündeki yorgunluk her şeyden fazla konuşur.

Konuşur konuşmasına da kimse bilmez... Bilir de bilmezden gelir kadının acısını.

Ben insanları ikiye ayırırım. İyi ve kötü. Bunun dışında rengi, dini, dili, cinsiyeti, milleti umurumda bile olmaz. Burada o acıları çeken kadınları konuşmak onların derdine çareler sunmak amacındayım. Daha küçücük kız çocuğu iken başlayan ayrım, eğitimde, işte, evlilikte daha da acıtarak büyüyor. Bunları defalarca yazdı çizdi insanlar. Bende yazmak istedim... Gelin birlikte bakalım kadınların sorunlarına;

Kadının İş Gücüne Katılımı: Cam Tavanın Ötesinde

Kadınların iş gücüne katılımı %32,8. Avrupa ülkelerinin ortalaması %62,5. 

Neden?

Çünkü hâlâ “Sen daha iyisini hak etmiyorsun” diyen zihniyetlerle mücadele etmek zorundalar. Çünkü terfi alacakları gün, “Acaba fazla mı hırslıyım?” diye düşünen kadınlar var. Çünkü bir şirket toplantısında “Çok iyi konuştu, ama erkek olsaydı daha etkileyici olurdu” cümlesinin sessiz yankısı, odanın içinde dolanıyor. Kadının ekonomik güçsüzlüğü hayatının her noktasını zayıflatır. Kendisi dışında bakmak zorunda kaldığı çocuklarının hayatını olumsuz yönde etkiler. Bu yüzden;

Kadın İstihdamını Destekleyen Politikalar Geliştirilmeli

  • Kadın girişimciliğini teşvik eden fonlar ve destekler artırılmalı.
  • İş yerlerinde cinsiyet eşitliğini teşvik eden politikalar uygulanmalı.
  • Kadınların STEM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik) alanlarında daha fazla yer alması için özel programlar oluşturulmalı.


Çalışan Anneler İçin Destek Mekanizmaları Güçlendirilmeli:

  • Kreş ve bakım destekleri yaygınlaştırılmalı.
  • Esnek çalışma saatleri ve uzaktan çalışma imkânları artırılmalı.
  • Annelerin iş hayatına dönüşünü kolaylaştıran teşvikler sağlanmalı.

Kadının Geleceğini Şekillendiren Güç: EĞİTİM

Kadınların okula devam oranı arttıkça, iş gücüne katılımı yükseliyor. Ancak STEM (STEM, Science (Bilim), Technology (Teknoloji), Engineering (Mühendislik) ve Mathematics (Matematik) kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır. STEM eğitim modeli, bu dört alandaki disiplinleri bir araya getirerek problem çözme, eleştirel düşünme ve yenilikçi çözümler üretme becerilerini geliştirmeyi amaçlar.) alanlarında temsil hâlâ %15’in altında. Etrafına bak, kaç kadın mühendis tanıyorsun? Kaç kadın teknoloji lideri ile çalıştın? İşte görünmez engel burada başlıyor.

Kadınların STEM Alanında Daha Fazla Yer Alması İçin Teşvikler Sağlanmalı:

  • Üniversitelerde kadın STEM programları yaygınlaştırılmalı.
  • Kadın mühendisler ve bilim insanları daha fazla medya görünürlüğü kazanmalı.
  • Genç kızlar için teknoloji ve mühendislik alanlarında ücretsiz eğitim programları düzenlenmeli.

Kadınların Eğitimde Daha Fazla Desteklenmesi İçin Burs ve Fonlar Artırılmalı:

  • Kadın öğrencilere yönelik burs ve fonlar artırılmalı.
  • Eğitimde fırsat eşitliği sağlamak için kırsal bölgelerde özel destek programları oluşturulmalı.
  • Kadın akademisyenlerin sayısını artırmak için teşvikler sağlanmalı.

Röportaj:

Genç Bir Kadın Akademisyenin Sesinden Ayşe, bir üniversitede akademisyen. Doktora tezinde kadınların STEM alanında nasıl engellendiğini araştırıyor.

Ona soruyorum: "Neden bu kadar az kadın bu alanda?"

Ayşe’nin cevabı tokat gibi: "Çünkü bize küçük yaşta ‘Sen teknik işlere uygun değilsin’ diyorlar. Çünkü çoğu yerde erkeklerin mentörlüğü güçlü ama kadınlar birbirlerini destekleyecek kadar yer bulamıyor."  

Peki, çözüm ne?

Ayşe gülümsüyor:

"Kadınlar bir araya gelmeli. Birbirimize destek vermeli. Çünkü biz birbirimizi yukarı çekersek, gerçekten değişim başlar."

 

Gerçek Temsiliyet Nerede?

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kadın milletvekili oranı yıllar içinde artış gösterdi. 2023 yılı itibarıyla, toplam 599 milletvekili içinde 119'u kadın, 480'i erkek olarak kaydedildi. Bu, kadın milletvekili oranının %19,9 olduğunu gösteriyor.

Önceki yıllara bakıldığında, 2007 yılında kadın milletvekili oranı %9,1 iken, 2022 yılında %17,3 seviyesine yükseldi. Kadın temsilinin artması, siyaset ve toplumsal cinsiyet eşitliği açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Türkiye'de kadın belediye başkanlarının oranı erkeklere kıyasla oldukça düşük. 2024-2029 dönemi için yapılan değerlendirmeye göre, Türkiye'de toplam 76 kadın belediye başkanı bulunuyor. Bu sayı, 5 büyükşehir, 6 il, 62 ilçe ve 3 belde belediye başkanını kapsıyor. Türkiye'de toplam 1.407 belediye olduğu göz önüne alındığında, kadın belediye başkanlarının oranı %5,4 seviyesinde.

Ayrıca, 2024 yerel seçimleri sonucunda 81 ilin 11'ini kadın belediye başkanları yönetecek. Bu sayı, 2019 yerel seçimlerinde 4'tü, yani kadın belediye başkanı sayısı neredeyse üç katına çıkmış oldu.

Bu oranlara baktığımızda hâlâ, önemli kararlar alınırken masada kaç kadının sesi duyuluyor?

  •  Kadınların Siyasi ve Yönetim Alanlarında Daha Fazla Yer Almaları Teşvik Edilmeli.
  •  Medyada Kadın Liderlerin Hikâyeleri Daha Sık Anlatılmalı.
  •  Politikada Cinsiyet Kotası Uygulanmalı.

En Sessiz Çığlık. ŞİDDET

Kadın şiddetin karşısında çığlığını birçok nedenden dolayı içine atıyor. Kadına yönelik şiddet, fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik boyutlarıyla geniş bir yelpazeye yayılıyor. OECD’nin 2024 yılına ait kadına yönelik şiddet verileri mevcut. OECD’nin 2024 verilerine göre, Türkiye’de kadınların %38’i hayatlarında en az bir kez eşleri veya partnerleri tarafından fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalıyor. Bu oran, Türkiye’yi OECD ülkeleri arasında en yüksek şiddet oranına sahip ülke konumuna getiriyor.  Bu tür istatistikler, toplumsal farkındalığın artırılması ve etkin önlemler alınması gerektiğini gösteriyor.

Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için eğitim, hukuki düzenlemeler ve destek mekanizmalarının güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Bazıları anlatıyor, bazıları anlatamıyor. Bazıları çıkıyor, bazıları çıkamıyor. Bazıları kurtuluyor, bazıları… Gazetelerde bir istatistik oluyor.

Çözüm Önerileri ve Güçlendirme Mekanizmaları
Cinsel tacizi önlemek ve kadınların daha güvenli bir ortamda yaşamalarını sağlamak için atılabilecek bazı adımlar:

  • Yasal yaptırımların güçlendirilmesi: Cinsel taciz vakalarının caydırıcı cezalarla önlenmesi.
  • Farkındalık kampanyaları: Eğitim yoluyla toplumda bilinç oluşturmak ve cinsel tacizin normalleştirilmesini engellemek.
  • Destek mekanizmalarının güçlendirilmesi: Tacize uğrayan kadınların haklarını koruyacak güvenli ve erişilebilir yardım hatları oluşturulması.
  • Kadın Sığınma Evleri Artırılmalı, Erişilebilirliği Sağlanmalı.
  • Şiddet Faillerine Yönelik Caydırıcı Cezalar Uygulanmalı.
  • Şiddet ve taciz karşıtı yasalar sıkılaştırılmalı
  • Kadınlar için güvenli ve anonim şikâyet mekanizmaları oluşturulmalı. Şikâyetler ciddiye alınmalı.
  • Taciz mağdurlarına yönelik psikolojik ve hukuki destek artırılmalı
Gerçek Hikâye: Esra'nın Sessizliği Esra, 28 yaşında. Beş yıl boyunca duymamız gereken her şeyi içinden geçirdi. Hiç kimseye anlatmadı. Ama bir gün, kendi sesini duydu. "Ben buradan çıkmalıyım." Ve çıktı. Esra şimdi kadın sığınma evlerinde çalışan bir danışman. Kadınların kendi seslerini bulmasına yardım ediyor.

Bir şeyler yapmak lazım. Bugün gördüğün bir kadın belki hayatının en zor anlarını yaşıyor. Bugün işten eve dönen biri, belki evinde hiç güvende hissetmiyor. Bugün cam tavanı kırmak isteyen biri, belki destek bekliyor.

“Ben ne yapabilirim?” diyorsan mesela;
Görünmez şiddeti görünür kıl: Çevrendeki kadınların sesini duy. Sessiz çığlığı fark et. Dayanışma göster: Destek gruplarına katıl, kadın hakları için çalışan STK’lara bağış yap. Yanında dur: Bir kadın şiddet gördüğünde müdahale et, onun yalnız olmadığını hissettir.

Bugün, etrafına bak.

Eğer bir kadının desteklenmesi gerektiğini düşünüyorsan, onunla konuş. Ona güvenli alan sağla. Kadın hakları için gönüllü ol. Bir fark yaratmak BİZİM ELİMİZDE…

Bu sadece bir yazı değil. Bu, değişimin sesi.

Bu sadece bir yazı değil. Bu, değişimin başlangıcı.

Bugün harekete geçmek için bir adım at.

Çünkü sessizlik, en büyük suç ortağıdır.

Nalan AĞDAŞ