Hayatımın uzun bir dönemini Derince’ de, bir berber dükkânında geçirdim.
O dükkân benim için sadece bir meslek alanı değil; insanı, toplumu ve ihtiyaçları yakından gözlemlediğim bir okul oldu. Yıllar boyunca kazandığımı yine bu topraklara aktarmayı, ürettiğim değeri projelere dönüştürmeyi tercih ettim. Berberlikten elde ettiğim imkânları, sessizce ve istikrarlı biçimde, inandığım sosyal ve kültürel çalışmalara destek olmak için kullandım.
Daha sonra özel bir kurumda çalışma fırsatı buldum. Bu süreç, sahadan gelen tecrübemin kurumsal bakışla birleşmesini sağladı. Bugün ele aldığım her konuyu; planlama, sürdürülebilirlik ve uzun vadeli etki perspektifiyle değerlendirmemin temelinde bu birikim var.
Geçtiğimiz günlerde Kocaeli Valimiz İlhami Aktaş’ı ziyaret ettim. Bu ziyaret, yalnızca bir nezaket çerçevesinde değil; kentimiz ve ülkemiz adına değer üretebilecek başlıkların ele alındığı, son derece nitelikli bir istişare zemini sundu.
Görüşmemizde, üç önemli projeyi derinlemesine istişare etme fırsatımız oldu. Bu projeler; Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığını ilgilendiren, hem kentsel hem de ulusal ölçekte karşılığı olan başlıklardan oluşuyor. Kültür ve sanat ekseninde ele alınan proje, toplumsal hafızayı ve ortak değerleri merkeze alırken; ulaştırma alanındaki çalışma, erişilebilirlik ve uzun vadeli planlama perspektifiyle değerlendirildi. Ticaret başlığında ise üretim, dolaşım ve yerel potansiyelin doğru konumlandırılması üzerine fikir alışverişinde bulunuldu. Süreçleri ilgili kurumlar nezdinde değerlendirme aşamasında olduğu için, şu aşamada detay paylaşmak doğru olmaz; zamanı geldiğinde kamuoyuyla paylaşılacaktır.

Görüşmede beni en çok memnun eden şey; dinlenmek oldu.
Bir berber dükkânında başlayan hikâyenin, bugün devlet ciddiyetiyle ele alınabiliyor olması, doğru yolda olduğumuzu gösteriyor.
Şunu hiçbir zaman unutmadım:
Bu memlekette “küçük” diye bir iyilik yoktur, “küçük” diye bir fikir de yoktur.
Doğru niyetle yola çıkan her düşünce, günü geldiğinde karşılığını bulur.
Bugüne kadar attığım adımlarda, farklı alanlardan kıymetli isimlerin desteğini ve teşvikini hissettim. Sanattan iş dünyasına uzanan geniş bir yelpazede; Edip Akbayram, Ediz Hun, Güler Sabancı, Vuslat Doğan Sabancı, Müge Anlı, Selami Şahin, Veysi Uzunkaya, Varol Yaşaroğlu, Tijen Mergen, Selin Bozkurt, Sami Pekdemir, Zeki Aygün gibi ve dahi şu an saymakla bitiremeyeceğim; gibi bu ülkenin ortak vicdanına ve kültürüne değer katan isimlerin varlığı, taşıdığım sorumluluğu her zaman daha da artırdı.
Bu yazı bir başlangıç.
Bundan sonra; zaman zaman bir projeyi, zaman zaman bir temayı ya da bir ziyareti seçerek, biriktirdiklerimi kendi dilimden aktarmaya devam edeceğim. Çünkü inanıyorum ki; doğru zeminde yapılan istişareler, kalıcı değerlerin kapısını aralar.
— Rasim Uyan






