Yoksulluk ya da fakirlik içi yakan kelimeler. Ömrünüzün bir dönemini böyle geçirdiyseniz ya da çevrenize karşı empati yapabiliyorsanız daha iyi anlarsınız durumu. Hele de bu satırları okuduğunuzda kendinizi bu sınırlar içinde buluyorsanız ne diyeceğimi bilemiyorum. Denecek çok şey olsa da...

Ve hep çiçek böcek yazacak değilim, değil mi? Her ne kadar ekonomiden anlamasam da okuyan, izleyen ve hepsinden önemlisi bu dünya üzerinde yaşayan bir insan olarak tabii ki benim de düşüncelerim var. 

Bugün burada ekonomistlerin, politikacıların ya da akademisyenlerin dilindeki terimleri, belki biraz istatistikleri ama en çok da esas yaşayanlar gözünden anlamını yazmaya çalışacağım. 

Yoksulluk Tarihi

Binlerce yıldır yaşayan tüm insanları düşünelim. İlk çağlardan günümüze... Gözümüze ne zaman batmaya başladı bu fakirlik denen illet, hep beraber düşünelim. Beraber yaşayan, ekip biçen, üreten, yeri geldiğinde savaşan halklar tatlıyı da acıyı da paylaştıkları için böyle bir durum söz konusu bile değildi. Ne zaman ki yönetenle yönetilenler farklı hayatlar yaşamaya başladı işte tam da o zaman söylenmeye başladı fakirlik üzerine türküler. Ne zaman ki parayı elinde tutanlar üretenleri sömürmeye başladılar işte o zaman çıktı yoksulluk üzerine terimler. Bu fark açıldıkça artık üzerine makaleler yazmaya başladılar. 

Ve günümüzde giderek açılan bir makas görüntüsü var. Uçurumlar var. Bir tarafta lüks içinde adını hiç bilmediğimiz yemekleri yiyen insanlar varken bir başka tarafta çöpten ekmek arayan çocukların, yaşlı kadınların görüntülerini izliyoruz. İletişim çağında olduğumuzu da düşünürsek internet sayesinde tüm dünya artık parmaklarımızın ucunda. En tepedekini de en diplerdekini de çok kolay görebiliyoruz. Ve bu iki uçtaki de birbirini görebiliyor. Ama anlayabiliyor mu? İşte bu meçhul... Ve bu meçhul içinde ya da sonunda neler gizli, hiç bilmiyorum fakat çok korkuyorum bu sonuçtan. 

Biraz terimlere bakalım.

Güncel sözlük Vikipedi'de şöyle tanımlanmış.

"Yoksulluk veya fakirlik, günlük temel ihtiyaçların tamamını veya büyük bir kısmını karşılayacak yeterli gelire sahip olmama durumudur. Özellikle yiyecek, içecek, barınma ve giyim gibi temel ihtiyaçlara zor erişmek veya erişememek yoksulluk olarak tanımlanabilmektedir. "

Genel bir tarifini böylece yapmışlar. Genel olarak her yerde de böyle geçiyor. Ancak günlük temel ihtiyaçlar derken insanın aklına binlerce soru takılıyor. Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi geliyor gözümün önüne, takılıp kalıyorum.

Literatür araştırması yaparken de Profesör Doktor Şükrü Hatun'un Kasım 2002 yılında kaleme aldığı Çocuk Hakları Sözleşmesinin 13. Yılında Yoksulluk ve Çocuklar Üzerine Etkileri çalışmasında daha iyi bir tanıma ulaştım.

"Açlık, organizmanın yeterli enerji alamadığında hissettikleri ve bu hissettiklerini yansıtmasına verilen isimdir. Yoksulluk ise, başta maddi olmak üzere insanın yaşadığı zamana göre belirlenen asgari ihtiyaçlarının karşılanamaması demektir. Açlık, ilk insandan beri bilinen ve insan gelişimi için önemli motivasyon sağlayan bir organizma cevabıdır, yoksulluk ise modern çağla birlikte kullanılan sosyal bir tanımlamadır. Yoksulluğun en doğrudan sonucu açlıktır."

Bu tanımda anahtar fark "yaşadığı zaman" ve "modern çağ"! E tabii ki yirmi yıl önce cep telefonu bir kaç meraklısında varken artık yaşamın bir parçası, doğal olarak da temel ihtiyaçların içinde sayılabilir. 

İstatistiklerle Yoksulluk

Yoksullukla Mücadele Günü'nde de yazmışım 

TÜİK Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri 'ne göre  2025 yılı Göreli Yoksulluk Oranı %13,0 olmuş. Ve yine bilmediğimiz bir terimle karşı karşıyayız. Göreli nedir acaba? Yine TÜİK'ten alalım bu istatistiğin açıklamasını ve böylece öğrenelim anlamını.

"Toplumun genel düzeyine göre belirli bir sınırın altında gelire sahip olan bireyler göreli anlamda yoksul sayılmaktadır."

Bu tanımda biraz anlaşılmaz ama kısaca gelirin kişi sayısına bölünüp ortalamasının alındığı zaman gelirin bu ortalamanın altında kalması demektir. Buna göre de çevremizde yaşayan her 10 kişiden 1,3'ü yoksul. Başka istatistiklere göre bu rakam 2'ye kadar ulaşmaktadır. 

Yine aynı istatistikte diyor ki, bir okul bitirmemişlerde yoksulluk oranı daha yüksek.

" Bir okul bitirmeyenlerin %23,8'i, lise altı eğitimlilerin %13,0'ı, lise ve dengi okul mezunlarının ise  %7,5'i yoksul olarak hesaplandı. Yükseköğretim mezunları ise %2,5 ile en düşük yoksulluk oranına sahip grup oldu."

Yaşadığımız zamana uygun yaşayamamak fakirlik olarak ifade edilirken mekan önemsiz mi? Elbette değil. Özellikle Afrika ve Asya'nın güneyinde yoksulluk başka Amerika'da bambaşka... Evsiz, barksız insanlar yoksul sayılırken, mesela Amerika'da yoksul sınıfındaki insanların yarısından fazlasının başlarını sokacak bir evleri, hatta arabaları var. 

Derin yoksulluk

Derin yoksulluk aslında açlık sınırı kastetmiyor. Ama bu yoksulluk derinleştikçe açlığı da beraberinde getiriyor. Aslında sadece parasal bir yetersizlikten öte bu parasız olma durumunun artık kanıksanmış olma halidir. Hatta yoksul insan hayal bile kuramaz. 

Çevrenize bakın, gençlerin bir hedeflerinin olmaması aslında bu derinleşen yoksulluk nedeniyle hayal bile edemeyişleri değil midir? Üzgünüm...

En temel hak barınma iken, kira artışı ve ev fiyatlarının yükselmesi ile insanların yaşadıkları yerlerin koşulları gitgide kötüleşmektedir.

Sosyal olarak yoksullaşan kişiler kendilerini toplumun dışına itmektedir. Hatta bazı yerlerde toplum onları itmektedir. Yine etrafınıza bakın, yükselen beton bloklar ve onları dışarıya kapatan büyük duvarlar. Modern çağda zenginleşen her bir insan kendi sarayını böyle çirkin betonlarda aramakta, o da başka bir sorun yaratmakta aslında. Sizce bu göreli yoksullaşan insanın suça eğiliminin artması da bu itilmekten olamaz mı?

Ve en kötüsü bu kırılamayan bir döngü haline geliyor. Yoksul ailelere doğan çocuklar yeterince eğitim alamıyor, sonrasında daha düşük ücretli işlerde çalışıyor ve bu kısır döngü böyle devam edip gidiyor. Buna dair ne çok şarkı var kulaklarımda, Cem Karaca'nın "Tamirci Çırağı" mesela. Zengin kız, fakir oğlan temasıyla dolu kitaplar, filmler...

Yani biz bu hikayeyi biliyoruz aslında...

Peki neden yoksulluk gitgide artıyor?

Açılan makas gerçek sebebi ama ben gene buna getirmeyeceğim lafı. Zira biraz daha uzatırsam "servet düşmanı" diyebilirsiniz.

Birinci neden eşitsizlik. Derin Yoksulluk Ağı bunu zaten tam olarak da bir insan hakkı ihlali olarak görüyor. 

Ya ikinci neden; eğitimsizlik! Her şeyde olduğu gibi yoksulluk belasından kurtulmak için de eğitim şart.