İyi günler ileride… Böyle derdi eskiler. Neredeydi o beklenen gelecek? Gerçekten de var mıydı? Ne zaman ulaşacağız o beklenen ileriye?

 

5 dakika

İyi günler ileride… Derdi eskiler biraz sıkılıp, bunalıp, üzülen küçüklerine. O kadar mı uzaktı bu gelecek? Ne zaman yakın olacak o uzaklar?

“İyi günler ileride.”

Böyle derdi anneannem anneme. Annem de bana. Ne zaman kararsa annemin yüreği anneannem böyle teselli etmiş. “İyi günler ileride kızım.” Anneciğim de boynu bükük hep beklemiş o geleceği. Sonra da annem beni her üzgün gördüğünde fısıldar gibi, incecik söylerdi kulağıma. Önceleri içindeki umuda aldanıp kanıveriyordum ve sonraları biraz büyüyüp hayatın gerçeklerini gördüğümde teselli etmez oldu bu cümle beni.

Ama şimdi düşünüyorum da…

Ah ananem, ah annem…

Ne güzel kadınlardınız siz. Belki de acıların en büyüğünü yaşamıştınız yaşadığınız yıllar içinde. Belki de umudu kovalamıştınız hep. İçinizde kalan heveslere inat, ne asi geldiniz yaşama ne de heveslerini kırdınız başkalarının. Bu umudun dile gelmiş sözcükleriydi belki de “iyi günler ileride.”

Annemi anlatmıştım size doğum gününde. 17 Ağustos. Şimdi de biraz ananemi anlatayım.

Anneannem 11-13 yaşlarındaymış Romanya’dan Türkiye’ye göç ettiklerinde. Önce İzmit’e sonrasında da amcalarının yanına Subaşı köyüne gelmişler. Müsfire ve Rahim, iki kardeşlermiş bu göç macerası başladığında. Sonrasında bir erkek kardeş daha eklenmiş aralarına, Rıdvan. Ama bu mutlu mesut aile önce babalarının, sonra annelerinin ölümüyle sahipsiz kalmış biraz. Önceleri Subaşı köyündeki amcalarıyla yaşamışlar. Sonra ananemin babası tarafından büyütülen kuzeni sahip çıkmış bu üç çocuğa. İstanbul’da bir müddet yaşadıktan sonra yine Bulgaristan’dan başlayan bir yolculukla Subaşı köyüne gelen dedemle kesişmiş yolları, evlenmişler. Çiftlikköy’de devam etmiş hayatları. Kardeşlerine de kol kanat germiş bu yuva. Ve onların da üç çocuğu olmuş.

Ananem köyün İstanbullu geliniymiş. Kibar, ağırbaşlı, temiz, titiz… Akça pakça… Kimsenin dedikodusunu yapmayan, çok konuşmayan bir kadındı rahmetli. Ananemin evi beyaz kireç badana kokusu ile burnumda hep. Pencere önündeki sedirlerin üzerinde sakız gibi dantelli etaminli örtüler gözümün önünde. Bahçede erik, dut ağaçları ile kümesteki tavuklar, tavşanlarla çiçekler arasında minicik bir evde hep bu hatıralar. Çok fazla gidemezdik, gitsek bile uzun kalamazdık. Bir sebebi de benim sık sık hastalanmamdı tabii. Bana öğrettiği masallar, tekerlemeler hala hatırımda. Vezir ile Babası’nı uzun uzun yazdırmıştı hatta.

Ananemin hep ağzındaydı “iyi günler ileride.” cümlesi.

Dedim ya o anneme, annem bana söylerdi hep diye. Yarım yamalak, bölük pörçük bir çocukluk, yarım kalmış bir gençlik… Üç çocuğu, iki kardeşi ve onlarla ilgili sorunları… Toprak sertliğindeki yüreği ile dedemin sert halleri… Ve sonrasında hastalıklar gelmiş. Ananem bir felç sonrasında henüz 64 yaşındayken ayrıldı gitti aramızdan. Tıpkı annem gibi, aynı yaşta gitmiş olmaları bir tesadüf müydü acaba. Kim bilir?

Annemde devam etti ananemin bu umut dolu iyi yüreği. O da tıpkı annesi gibi yaşadıklarına inat, yaşadıklarına rağmen hep inandı o güzel günlerin bir gün geleceğine. Belki de o inanç yaşayabilmesini sağladı. Kim bilir?

O güzel insanlar nurlar içinde yatsınlar artık… İyi gün gördüler mi bilemiyorum ama hep iyi bir insan olarak tanındılar.

Peki ben?

Bu serüvenin üçüncü ayağında ben varım. Ben peki inanıyor muyum o güzel geleceğe? İnanmak istiyor muyum? Sahiden var mı öyle bir yer, öyle bir zaman? Bilmiyorum.

Yaşamak o kadar zorlaştı ki… Zorlaşıyor… Önümüze konan engeller, hayat pahallılığı, çekememezlikler, yarışlar vs vs… Kayıplar, terk edişler, hastalıklar, ekonomik zorluklar, başarısızlıklar… O geleceğe inanmak her gün biraz daha zorlaşıyor gerçekten. Ama…

Ama bu karamsarlıkla da yaşanmıyor ki… Devam edemiyor insan böyle düşündüğünde.

İşte bu yüzden meditasyon, olumlama gibi şeylere tutunma çabam. Başarıyorum sanırım. Bu başarımda en çok gülebiliyor olmam etkili.

Ben de o güzel geleceğe inancımdan onlar gibi iyi bir insan olmaya çabalıyorum. Ya da şöyle demeliyim; iyi insan olma çabam sayesinde inanabiliyorum o güzel geleceğe.

Tüm sabırsızlığıma rağmen evet inanıyorum gelecek o güzel zamanlar, ben gideceğim o hep gitmek istediğim manzaralarıma. Kimbilir belki de beni orada bekliyordur o güzelim yerler, güzel yürekli insanlar.

Sonuç olarak ben de inanıyorum, siz de inanın. Hepimiz için diyorum ki; “İYİ GÜNLER İLERİDE…”

#iyigünlerileride